Faaliyet Alanlarımız
01. Ceza Hukuku
Adli Kontrol Yönteminin Nitelikleri
CMK 'da yeni bir yargılama önlemi Adli Kontrol kavramıdır. Adli Kontrol kavramı; yeni yasa ile beraber yürürlüğe giren bir uygulamadır. CMK'daki bu yeni uygulama niteliği ve sonuçları açısından oldukça önemlidir. Bu uygulamanın temel amacı tutuklamanın yarattığı ağır sonuçları ortadan kaldırmaktır.
Adli kontrol yöntemini şu şekilde açıklayabiliriz:
-Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de adli kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir. Ayrıca adli kontrol, şüphelinin aşağıda göstereceğimiz bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerebilir:
a-Yurtdışına çıkamamak
b-Hakimce belirlenen yerlere, belirlenen süreler içinde düzenli olarak başvurmak
c-Hakimin belirlediği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde mesleki uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak
d-Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ,gerektiğinde kaleme makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek.
e-Uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacı ile hastaneye yatmak dahil, tedavi tedbirlerini uygulamak ve kabul etmek.
f-Şüphelinin maddi durumunu da gözönünde bulundurularak miktarı ve bir defa da birden fazla taksitle ödeme süreleri; Cumhuriyet Savcısının isteği ve hakimce belirlenen bir tutarı güvence miktarı yatırmak.
g-Silah bulunduramamak veya taşıyamamak, gereken hallerde varsa sahip olunan silahları makbuz karşılığında adli emanete teslim etmek.
h-Mağdurun haklarını güvenceye almak maksadı ile Cumhuriyet Savcısının istemi ve Hakim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere kişisel veya ayni güvenceye bağlamak.
i-Aile hükümlülüğünü yerine getireceğine ve adli kararlar gereğince ödemeye mahkum edildiği nafakayı düzenli ödeyeceğine dair güvence vermek.
j-Konutunu terk etmemek.
k-Belirli yerleşim bölgesini terk etmemek
l-Belirlenen bölge veya yerlere gitmemek.
Adli kontrol, ceza yargılanması hukukumuza yeni girmiş olan bir kavramdır. Aynı zamanda, hukuki niteliği olarak incelemek gerekirse de tutuklamanın bir başka türüdür denilebilir.
Tutuklama Yargılaması
CMK, tutuklamayı madde 100 ve devamı maddelerde düzenlemiştir.Tutuklama kararı verebilmek için; suçun niteliği, delil durumu, cezanın ağırlığı gibi etkenler tutuklama kararında etkilidir. Özellikle delilleri karartma temeline dayanan tutuklamalar da delillerin önemli ve büyük bir çoğunluğu toplandıktan sonra bu önlemin kaldırılması isteminin temeli güçlenecektir.
Bununla beraber tutuklama kararı üzerinde durulurken,100. Maddenin kurduğu yapıda tutuklamanın temeli, suç failinin suç işlediğine dair elde kuvvetli delillerin bulunmasına bağlıdır. Bu açıdan bakarsak suçluluk konusun da kuvvetli delillerin olmadığı bir durumda tutuklama konusunun gündeme gelmemesi gerekmektedir. Tabii ki yasada da yer alan tutuklama nedenleri, delilleri karartma ve kaçma şüphesi ve benzeri haller kuvvetli delillerin varlığından sonra araştırılacak olan diğer önemli hususlardır. Bu sebeple suçluluğa delil olarak gösterilecek kuvvetli delillerin bulunmadığı hallerde tutuklama yapılmasının doğru olmadığını söyleyebiliriz.
Tutuklama suçluluğu henüz sabit olmamış failin özgürlüğü sınırlandırılarak Tutukevi’ne konulması demektir. Bunun için kuvvetli suç şüphesi olması elzemdir.
Tutuklama ile ilgili olarak CMK’nın yeni bir uygulaması bulunmaktadır. Buna göre tutuklama yerine belirli hallerde adli kontrol yargılaması sistemi de devreye girebilir.
